TUVALET KABİNLERİ HAKKINDA EN ÇOK MERAK EDİLENLER: SEKTÖREL VE TEKNİK DETAY REHBERİ
1. Tuvalet Kabini Ölçü Standartları Nelerdir ve Kullanım Alanına Göre Doğru Ölçü Nasıl Seçilir?
Bir tuvalet kabini satın alırken ya da projelendirirken alanın fiziksel sınırları ile insan ergonomisini doğru analiz etmek gerekir. Piyasada genel kabul görmüş standart üretim ölçüleri vardır ve her biri farklı bir ihtiyaca hizmet eder.
En küçük model olan 110 x 110 santimetre ölçülerindeki tekli kabinler, alan tasarrufunun zorunlu olduğu noktalarda tercih edilir. Özellikle şantiye alanlarında, sadece bir bekçi kulübesinin hemen yanında yer alacak güvenlik noktalarında, otopark girişlerinde veya tarım arazilerinde bu model kullanılır. Bu ölçü, yetişkin bir insanın içeride temel ihtiyacını karşılayabileceği en alt ergonomik sınırı temsil eder. İçerisine sadece bir yer taşı veya klozet ile küçük bir köşe lavabosu sığdırılabilir.
Eğer kullanım konforu biraz daha ön plandaysa ve içeride el yıkama esnasında daha geniş bir hareket alanı isteniyorsa 130 x 130 santimetre veya 150 x 150 santimetre ölçülerindeki geniş tip kabinler devreye girer. Bu kabinler fabrikaların bahçelerinde, halka açık mesire alanlarında, benzin istasyonlarının ek tesislerinde ve ticari işletmelerde yoğun olarak tercih edilir. İçerisine standart boyutlarda bir lavabo, ayna, sabunluk ve havuluk gibi aksesuarlar rahatça yerleştirilebilir.
Kamusal alanlarda, belediye parklarında, hastane bahçelerinde veya büyük organizasyonlarda ise yasal bir zorunluluk olan engelli tuvalet kabini standartları uygulanmalıdır. Bu kabinlerin ölçüleri minimum 150 x 200 santimetre veya tercihen 200 x 200 santimetre olmak zorundadır. Buradaki temel amaç, tekerlekli sandalyeli bir bireyin içeriye refakatçisiyle birlikte girebilmesi veya içeride sandalyesini kendi ekseni etrafında 360 derece rahatça döndürebilmesidir. Ayrıca bu kabinlerin kapı genişlikleri en az 90 santimetre olmalı, kapı acil durumlarda dışarıdan müdahale edilebilmesi için mutlaka dışa doğru açılmalı ve iç mekanda kullanıcının güvenle tutunabileceği mafsallı ile sabit tutunma barları yer almalıdır.
Kabinlerin yükseklik standartları ise genellikle dıştan dışa 220 santimetre ile 240 santimetre arasında üretilir. İç net yükseklik ise yaklaşık 200-210 santimetre civarındadır. Bu yükseklik standardı, içeride biriken sıcak ve kirli havanın yükselerek tepe menfezinden doğal bir sirkülasyonla dışarı atılabilmesi ve uzun boylu kullanıcıların baş seviyesinin tavana çarpmaması için mühendislik açısından zorunludur.
2. Sandviç Panel Tuvalet Kabinlerinin Malzeme Detayları ve Üretim Teknolojisi Nasıldır?
Mobil ve modüler tuvalet pazarında polietilen yani plastik, CTP yani fiberglas ve sandviç panel olmak üzere farklı ham maddeler kullanılır. Ancak endüstriyel dayanıklılık, ısı yalıtımı ve uzun ömürlülük kriterleri yan yana getirildiğinde sandviç panel teknolojisi en profesyonel çözümdür.
Sandviç panel kabinlerin duvar ve çatı bloklarında genellikle 40 milimetre kalınlığında hazır paneller kullanılır. Bu panellerin en dış ve en iç yüzeyinde, kalınlığı 0.50 milimetre olan, sıcak daldırma galvanizleme yöntemiyle paslanmaya karşı korunmuş ve ardından fırın boya ile kaplanmış çelik saclar yer alır. Bu sac kaplama, yapının dışarıdan gelebilecek taş, rüzgar, darbe veya kasıtlı zarar verme girişimlerine karşı aşırı dirençli olmasını sağlar. İki kat sacın tam ortasındaki boşluğa ise fabrikasyon ortamında, metreküp başına 40 kilogram yoğunluğa sahip yüksek performanslı poliüretan köpük veya yoğunlaştırılmış EPS (Expanded Polystyrene) enjekte edilir.
Bu üretim tekniği kabine olağanüstü bir ısı ve ses yalıtımı kazandırır. Plastik veya fiberglas kabinler dışarıdaki hava sıcaklığını doğrudan içeriye geçirirken, sandviç panel kabinler yaz aylarında güneş ışınlarının kavurucu sıcağını bloke ederek iç mekanı serin tutar. Kış aylarında ise içeriye konulacak küçük bir elektrikli ısıtıcının ısısını duvarlarında hapsederek donma riskini ve kullanıcının üşümesini engeller.
Ayrıca iç yüzeydeki fırın boyalı pürüzsüz sac malzeme, gözeneksiz bir yapıya sahip olduğu için plastik kabinler gibi zamanla kokuyu kendi içine hapsetmez. Su ve deterjanla yıkandığı anda tüm kalıntılardan ve bakterilerden tamamen arınır. Herhangi bir kaza veya ağır darbe sonucu duvar hasar gördüğünde, tüm kabini çöpe atmak ya da plastik kaynağı aramak gerekmez. Hasarlı panel yerinden sökülerek yerine yeni bir sandviç panel parçası lokal olarak çok kısa sürede monte edilebilir. Bu da işletmeler için bakım ve onarım maliyetlerini neredeyse sıfıra indirir.
3. Alaturka ve Alafranga Modeller Arasındaki Tesisat, Taban Yapısı ve Mimari Farklar Nelerdir?
Bir tuvalet kabini sipariş edilmeden önce iç mekan tasarımının alaturka yer taşı mı yoksa alafranga klozet mi olacağının kesin olarak belirlenmesi gerekir. Çünkü bu iki modelin sadece vitrifiye ürünleri değil, kabinin alt çelik şasisi, taban betonunun döküm şekli ve pimaş boru çıkış yönleri birbirinden tamamen farklı inşa edilir.
Alaturka tuvalet kabinlerinde zemin seviyesine gömülü bir helata taşı bulunur. Bu taşın zeminle sıfıra sıfır oturabilmesi için kabinin ana taşıyıcı çelik şasisinin alt kısmında üretim esnasında “havuzlama” adı verilen özel bir derinlik bırakılır. Taş bu havuzun içine yerleştirilir ve etrafı sızdırmazlık malzemeleriyle doldurulur. Alaturka taşın hemen altında, tesisat dilinde “P pilsa” veya körüklü deveboynu olarak bilinen bir koku giderici sifon sistemi yer alır. Bu sistemin kıvrımlı yapısı içinde sürekli olarak bir miktar temiz su kalır. Bu su, bağlı olunan kanalizasyon hattından veya foseptik kuyusundan gelebilecek kötü gazların, lağım kokularının ve haşerelerin yukarı tırmanarak kabin içine yayılmasını fiziksel olarak engeller. Alaturka modeller suyla yıkanarak temizlenmeye çok müsaittir, bu yüzden zemin kaplaması suyun direkt gidere akacağı şekilde hafif bir eğimle tamamlanır.
Alafranga tuvalet kabinlerinde ise taban yapısı tamamen düz bir düzlem olarak tasarlanır. Alt şasi düz çelik profillerle örülür, üzerine suya dayanıklı Betopan (çimento esaslı yonga levha) veya Plywood vidalanır. Bu sert tabanın üzeri ise estetik ve temizlik kolaylığı açısından epoksi boya, kaymaz PVC mineflo veya baklavalı alüminyum sac ile kaplanır. Seramik veya plastik alafranga klozet ünitesi bu düz zemine çelik dübeller yardımıyla sabitlenir. Alafranga klozetlerin atık çıkış yönleri modeline göre değişiklik gösterir; bazıları direkt olarak zeminin altına doğru dikey çıkışlıdır, bazıları ise kabinin arka duvarından dışarıya doğru yatay çıkışlıdır. Kabinin arkasından dışarı uzanan 100 milimetrelik kalın pimaş boru, sahada doğrudan şebeke hattına bağlanır. Alafranga kabinlerde suyun temiz bir şekilde tahliyesi ve hijyenin korunması için klozetin hemen arkasına duvara monte edilen, her basışta yüksek debili su bırakan plastik veya gömme rezervuar sistemleri entegre edilir.
4. Şebeke Hattı ve Altyapısı Olmayan Alanlarda Mobil Tuvalet Kabini Kurulumu Nasıl Yapılır?
Kanalizasyon hattının, şehir şebeke suyunun ve elektrik altyapısının bulunmadığı dağ evleri, maden sahaları, yeni başlayan şantiyeler, tarım arazileri veya arıcılık faaliyet alanları gibi yerlerde tuvalet ihtiyacını çözmek için entegre depolu mobil sistem teknolojisi kullanılır. Bu sistemler hiçbir dış bağlantıya ihtiyaç duymadan kendi kendine yetebilen yapılardır.
Temiz su ihtiyacının karşılanması için kabinin çatı üstü bölgesine veya arka dış duvarına modüler polietilen ham maddeden üretilmiş, güneş ışığını geçirmeyerek içinde yosun oluşumunu engelleyen temiz su depoları yerleştirilir. Bu depoların kapasitesi kullanım yoğunluğuna göre 100 litre ile 500 litre arasında seçilebilir. Deponun kabinin en üst noktasına yerleştirilmesinin sebebi tamamen fizikseldir; yerçekimi kuvveti sayesinde su, herhangi bir elektrikli hidrofora veya su pompasına ihtiyaç duymadan, kendi doğal basıncıyla aşağıya doğru akar. Kullanıcı musluğu açtığında veya sifona bastığında su yeterli bir tazyikle sisteme dahil olur. Bu depo azaldıkça üst kapağından bahçe hortumuyla, su tankerleriyle veya taşınabilir bidonlarla manuel olarak doldurulur.
Atık su yani pis su sorunu ise kabinin taban şasisinin hemen altına gizlenmiş olan entegre foseptik tankları ile çözülür. Kullanıcının bıraktığı tüm atıklar ve sifon suyu doğrudan bu alt tankın içinde toplanır. Tankın içine dışarıdan koku yayılmasını önlemek ve katı atıkları sıvılaştırmak amacıyla biyolojik olarak aktif olan, parfümlü mavi su kimyasalları eklenir. Bu endüstriyel kimyasallar, bakterilerin gaz üretmesini durdurarak kabin çevresinde kötü koku oluşumunu sıfıra indirir ve atıkları parçalayarak vidanjörün çekebileceği tamamen akışkan bir kıvama getirir. Tankın yan tarafında bulunan şeffaf sıvı seviye borusu veya göstergesi takip edilerek tankın doluluk oranı izlenir. Depo maksimum kapasitesine (örneğin 250 veya 400 litreye) ulaştığında, kabinin arka alt kısmında yer alan 4 inçlik geniş tahliye vanası açılır, bölgeye çağrılan vidanjör aracının vakum hortumu buraya bağlanır ve tank dakikalar içerisinde tamamen boşaltılarak yeniden kullanıma hazır hale getirilir.
5. Bir Tuvalet Kabininin Kullanım Ömrünü En Üst Seviyeye Çıkarmak İçin Bakım ve Hijyen Kuralları Nelerdir?
Taşınabilir tuvalet kabinleri ciddi birer kurumsal ve bireysel yatırımdır. Doğru malzeme seçimi kadar, kullanım sürecinde yapılacak periyodik bakımlar da kabinin ömrünü 10-15 yılın üzerine çıkarabilir veya yanlış uygulamalar sebebiyle birkaç yılda yapıyı çürütebilir.
Bakım sürecinde en kritik nokta zemin su yalıtımının korunmasıdır. Kabinler her ne kadar suya dayanıklı Betopan malzemelerle üretilse de, taban kaplamasının duvar panelleriyle birleştiği köşe noktalara çekilen silikonlar ve sızdırmazlık poliüretan mastikleri zamanla, sert temizlik kimyasalları ve sürtünme sebebiyle aşınabilir. Eğer bu izolasyon malzemeleri yılda bir kez kontrol edilip yenilenmezse, zemin yıkama suları sacın ve taban tahtasının altına sızar. Bu durum zamanla alt şasi çelik profillerinin paslanarak çürümesine ve kabin tabanının çökme riskine yol açar.
Bir diğer önemli unsur ise temizlik malzemesi seçimidir. Sandviç panel kabinlerin iç yüzeyleri boyalı galvaniz sac kaplıdır. Bu yüzeyleri temizlerken aşırı derişik tuz ruhu, saf çamaşır suyu, kezzap veya yoğun sülfürik asit içeren lavabo açıcılar kesinlikle doğrudan duvara püskürtülmemelidir. Bu ağır asitler sacın üzerindeki fırın boyayı ve boyanın altındaki koruyucu çinko (galvaniz) tabakasını kimyasal olarak eritir. Koruyucu tabakası kalkan çelik sac, havadaki nemle birleştiği anda oksitlenmeye yani paslanmaya başlar. Paslanan sac delinir ve yalıtım köpüğü özelliğini yitirir. En doğru temizlik yöntemi, endüstriyel yüzey temizleyiciler, çamaşır sulu seyreltilmiş sular ve bol durulama suyu ile yumuşak fırçalar kullanarak yapılan temizliktir.
Ağır kış şartlarının yaşandığı, sıcaklığın sıfırın altına düştüğü coğrafi bölgelerde donma riskine karşı önlem alınmalıdır. Eğer kabin kış aylarında aktif olarak kullanılmayacaksa, içindeki temiz su borularının, muslukların, taharet musluğu hortumlarının ve rezervuar tankının içindeki su tamamen tahliye edilmelidir. Su donduğunda hacimsel olarak genleşir ve bu genleşme kuvveti plastik pimaş boruları, bakır musluk gövdelerini ve rezervuar iç takımını çatlatarak patlatır. Bahar ayı geldiğinde su sisteme ilk kez verildiğinde her yerden su sızması sorunuyla karşılaşmamak için kış kilitlemesi esnasında tesisat kuru bırakılmalıdır.
6. Mobil Tuvalet Kabini Satın Alırken Karşılaşılabilecek Toplam Maliyet Kalemleri Nelerdir?
Müşterilerin bütçe planlaması yaparken sadece üretici firmanın fabrika çıkışlı kabin fiyatına odaklanması, sürecin devamında öngörülemeyen ek masraflarla karşılaşmalarına neden olabilir. Kusursuz bir proje bütçesi yönetmek için tüm maliyet bileşenlerinin bilinmesi gerekir.
İlk maliyet kalemi kabinin kendi çıplak bedelidir. Bu bedel, kabinin tekli veya çoklu bölmeli olmasına, duvar paneli kalınlığına, iç vitrifiye ürünlerinin kalitesine ve elektrik ile sıhhi tesisat armatürlerinin standartlarına göre fabrikada belirlenir.
İkinci ve en önemli ek maliyet lojistik ve sevkiyat masrafıdır. Tuvalet kabinleri demonte yani parçalar halinde değil, fabrikada tamamlanmış yekpare monoblok yapılar olarak sevk edilirler. Bu durum onların kargo firmalarıyla taşınmasını imkansız kılar. Kabinler kamyon, tır veya ambar araçlarının kasalarında hacimsel olarak büyük yer kaplarlar. Dolayısıyla üretim merkezinin (örneğin İstanbul Tuzla veya Kocaeli Şekerpınar gibi ana sanayi bölgelerinin) kurulum yapılacak sahaya olan mesafesi nakliye fiyatını doğrudan belirler. Alıcının nakliye maliyetini en baştan hesaplatması kritik bir önem taşır.
Üçüncü aşama ise zemin hazırlığı, indirme ve montaj operasyonudur. Kabinin sevk edildiği kamyondan sahaya indirilebilmesi için ağırlığına bağlı olarak bir forklift veya vinç kiralanması gerekebilir; bu indirme organizasyonu ve ücreti alıcıya aittir. Ayrıca kabinin yerleştirileceği toprağın veya zeminin terazide yani tamamen düz olması şarttır. Yamuk bir zemine konulan kabinin kapıları kasma yapar, tam kapanmaz ve su giderleri ters eğimde kaldığı için içeride göllenme yapar. Zemine basit bir grobeton dökülmesi veya kilit parke taş döşenmesi ek bir yerel işçilik ve malzeme maliyetidir. Son olarak, kabin yerine oturtulduktan sonra arkasındaki temiz su, pis su ve elektrik girişlerinin ana hatlara bağlanması için bölgedeki yerel bir sıhhi tesisatçı ve elektrikçi ustanın yapacağı montaj işçiliği de bütçeye eklenmelidir.
7. Tuvalet Kabini Üretiminde Çelik Alt Şasi ve Gövde Mukavemetinin Yapı Ömrüne Etkisi Nedir?
Bir tuvalet kabininin dışarıdan görünen duvar panelleri ve vitrifiye ürünleri ne kadar kaliteli olursa olsun, yapının gerçek ömrünü ve dayanıklılığını belirleyen asıl unsur, tabanda yer alan ve dışarıdan bakıldığında görünmeyen çelik alt şasi sistemidir. Seyyar yapılar, kalıcı binalar gibi sabit bir temele oturmadıkları için rüzgar yükü, taşıma esnasında oluşan sarsıntılar ve içerideki kullanıcının yarattığı hareketli yüklerin tamamı direkt olarak taban şasisi tarafından göğüslenir.
Kaliteli bir tuvalet kabini üretiminde alt şasi, korozyona karşı yüksek direnç gösteren daldırma galvanizli kutu profillerden veya endüstriyel siyah profillerden kaynaklı imalatla örülür. Şasiyi oluşturan profillerin et kalınlığı minimum 2 milimetre ile 3 milimetre arasında olmalıdır. Ekonomik olsun diye daha ince profillerin kullanılması, kabin birkaç kez vinçle kaldırıldığında veya forkliftle taşındığında alt şasinin esnemesine, bükülmesine ve zamanla kaynak yerlerinden kopmasına neden olur. Şasinin esnemesi, duvar panellerinin birleşim noktalarındaki sızdırmazlık macunlarının yırtılmasına ve kabinin su sızdırmaya başlamasına yol açar.
Ayrıca alt şasinin üzerine doğrudan zemin kaplaması serilmez. Profil ızgaranın üzerine öncelikle suya, neme ve haşerelere karşı aşırı dayanıklı olan, çimento esaslı yonga levha olarak bilinen Betopan veya marin tipi kalın Plywood (kontraplak) vidalanır. Bu levhalar, çelik şasiye akıllı vidalarla sıkıca kenetlenir. Betopan veya Plywood taban levhası, kabin içindeki tüm ağırlığı çelik şasiye homojen olarak dağıtır. Eğer şasi aralıkları çok geniş tutulursa veya taban levhası ince seçilirse, zamanla tuvaleti kullanan kişilerin ayak bastığı noktalarda esnemeler, çatırdamalar ve ileri aşamada kırılmalar meydana gelir. Bu yüzden mühendislik standartlarına göre alt şasi profil sıklığı maksimum 40-50 santimetrede bir atılacak şekilde tasarlanmalıdır.
8. Şantiye ve Fabrika Alanlarında Çoklu Tuvalet Kabini Seçimi ve Personel Sayısına Göre Planlama Nasıl Yapılmalıdır?
Endüstriyel tesislerde, fabrikalarda, maden ocaklarında ve inşaat şantiyelerinde iş sağlığı ve güvenliği (İSG) yönetmelikleri gereğince personel sayısına oranla belirli sayıda tuvalet kabini bulundurulması zorunludur. Projenin başında doğru kapasite planlaması yapılmaması, sahada uzun kuyrukların oluşmasına, iş gücü kaybına ve en önemlisi hijyen krizleri ile salgın hastalık risklerine yol açar.
Uluslararası çalışma standartları ve yerel İSG mevzuatlarına göre, sahada çalışan her 15 ila 20 personel için minimum 1 adet tuvalet kabini üniteli yapı konumlandırılmalıdır. Eğer sahada kadın ve erkek personel birlikte çalışıyorsa, kabinlerin kesinlikle kadın ve erkek olarak iki ayrı blok halinde ayrılması ve girişlerinin birbirini görmeyecek şekilde paravanlanması yasal bir zorunluluktur. Ayrıca yoğun işçi çalıştıran şantiyelerde sadece tekli kabinler kullanmak lojistik ve maliyet açısından mantıklı değildir; bunun yerine aynı şasi üzerine kurulu ikili, üçlü, dörtlü veya konteyner tipi çoklu tuvalet üniteleri tercih edilmelidir.
Çoklu kabin planlamasında bir diğer önemli kriter ise alaturka ve alafranga ünitelerin doğru oranda dağıtılmasıdır. Genellikle şantiye sahalarındaki mavi yaka personel hijyenik nedenlerden ve kullanım alışkanlıklarından dolayı yüzde 80 oranında alaturka yer taşını tercih eder. Beyaz yaka personelin veya idari ofislerin bulunduğu alanlarda ise alafranga klozet oranı daha yüksek tutulur. Çoklu ünitelerin içine personelin iş ayakkabıları veya botlarıyla gireceği düşünüldüğünde, zemin kaplamasının yıkanabilir, çamur tutmayan ve kayganlığı önleyen tırtıklı baklavalı alüminyum sac ile kaplanması iş kazalarını önlemek adına büyük önem taşır.
9. Tuvalet Kabinlerinde İç Havandırma, Aydınlatma ve Elektrik Tesisatı Güvenliği Nasıl Sağlanır?
Tuvalet kabinleri doğası gereği nemin, su buharının ve kötü kokuların en yoğun olduğu alanlardır. Bu küçük kapalı alanlarda doğru iklimlendirme ve güvenli bir elektrik altyapısı kurulmazsa, kullanıcı konforu düşeceği gibi ciddi elektrik çarpması veya yangın riskleri de ortaya çıkabilir.
İç havalandırma sisteminin kalbi, kabinin üst panellerine veya kapı üzerine yerleştirilen panjurlu menfezlerdir. Isınan kirli hava yukarı doğru yükseldiği için, bu menfezler tavana en yakın noktada konumlandırılır. Yoğun sirkülasyon gerektiren kamusal veya çoklu şantiye tuvaletlerinde doğal havalandırma menfezleri yeterli gelmeyebilir. Bu durumlarda kabinin arka duvarına elektrik tesisatına bağlı, nem sensörlü veya ışık açıldığında otomatik olarak devreye giren mekanik bir aspiratör (fan) sistemi kurulmalıdır. Bu fan, içerideki havayı dış ortama aktif olarak pompalayarak nemin duvarlarda yoğuşmasını ve koku birikmesini engeller.
Elektrik tesisatı konusunda ise kabinler ıslak zemin sınıfına girdiği için sıradan ev tipi tesisat kuralları uygulanamaz. Kabin içinde kullanılan tüm kabloların, neme ve suya dayanıklı olan, alev iletmez gövdeli NYM antigron kablo olması şarttır. Elektrik anahtarları, prizler ve aydınlatma armatürleri mutlaka minimum IP44 veya IP65 koruma sınıfına sahip, su sıçramalarından ve nemden etkilenmeyen sıva üstü sızdırmaz ürünlerden seçilmelidir. Kabinin dış arkasında yer alan ana elektrik giriş buatına, sahadaki akım dalgalanmalarına ve kaçaklara karşı sistemi anında kapatacak bir Kaçak Akım Rölesi entegre edilmelidir. Aydınlatma armatürü olarak ise hem enerji tasarrufu sağlayan hem de ısınma yapmayan kapalı kasa LED glop lambalar tercih edilmelidir.
10. Mobil Tuvalet Kabinlerinin Nakliye, İndirme ve Sahaya Sabitleme Aşamalarında Yapılan Hatalar Nelerdir?
Üretim aşaması ne kadar kusursuz olursa olsun, bir tuvalet kabininin son kullanıcıya ulaştırılması ve sahaya kurulumu esnasında yapılan bilinçsiz uygulamalar ürünün kalıcı hasar görmesine neden olabilir. Sektörde en sık karşılaşılan nakliye ve kurulum hataları şu şekildedir:
Nakliye esnasında kabinlerin araç kasasına doğru şekilde sabitlenmemesi en büyük problemlerden biridir. Kabinler sandviç panel duvarlara sahip oldukları için hafif ama hacimli yapılardır. Seyir halindeyken rüzgar direncine çok fazla maruz kalırlar. Kabini tır veya kamyon kasasına bağlarken spatula veya ince ipler kullanmak, panellerin ezilmesine ve yırtılmasına yol açar. Doğru yöntem, kabinin alt çelik şasisinde yer alan özel taşıma halkalarından (kopilyalardan) veya köşelerinden kalın bez sapanlar geçirilerek aracın kasasına zincir veya cırcırlı gergi kemerleri ile sabitlenmesidir.
Sahaya indirme aşamasında ise vinç veya forklift operatörlerinin dikkatsizliği kabini kullanılmaz hale getirebilir. Forklift çatallarının kabinin altındaki çelik şasiye tam oturması ve dengeli kaldırılması gerekir. Çatalların kısa kalması durumunda kabin öne doğru devrilebilir veya forkliftin sivri uçları doğrudan sandviç panele saplanarak duvarı delebilir. Vinç ile kaldırmalarda ise sapanların yukarıda birleştiği noktada kabin tavanını sıkıştırmaması için araya “dengeleyici bar” konulması panellerin yukarıdan içe doğru bükülmesini engeller.
Sahaya yerleştirildikten sonra kabinin sadece düz zemine bırakılması genellikle yeterli görülür ancak bu büyük bir hatadır. Özellikle açık arazilerde, viyadük üstlerinde veya rüzgar koruması olmayan şantiyelerde, çok şiddetli fırtınalarda içi boş olan tekli kabinlerin yelken etkisiyle devrilme riski vardır. Bunu önlemek için kabin yere konulduktan sonra, alt şasinin köşelerinde bulunan montaj deliklerinden zemindeki betona çelik dübellerle vidalanmalı veya toprak zeminde ise derin kazıklar çakılarak çelik halatlarla yere sabitlenmelidir
11. Tuvalet Kabinlerinde Kullanılan Vitrifiye ve Tesisat Malzemelerinin Kalite Standartları Nelerdir?
Bir tuvalet kabininin dış kabuğu ne kadar sağlam olursa olsun, kullanıcının doğrudan temas ettiği ve arızaya en müsait olan kısımlar iç vitrifiye ürünleri ile sıhhi tesisat elemanlarıdır. Bu alanda yapılacak kalitesiz malzeme seçimi, kısa sürede su sızdırmalarına, tıkanmalara ve kabinin kullanılamaz hale gelmesine yol açar.
Alaturka modellerde kullanılan yer taşları söz konusu olduğunda piyasada iki seçenek öne çıkar: Seramik yer taşları ve paslanmaz çelik yer taşları. Sabit tesislerde ve idari alanlarda estetik görünümü ve kolay temizlenmesi nedeniyle seramik taşlar tercih edilirken; ağır şantiye koşullarında, maden sahalarında veya sık sık yer değiştiren mobil ünitelerde kırılma ve çatlama riskine karşı 304 kalite paslanmaz çelik yer taşları çok daha uzun ömürlü bir performans sunar. Seramik taşların nakliye esnasındaki sarsıntılardan dolayı çatlama riski her zaman mevcuttur ve bu çatlaklar zamanla alt şasiye su kaçırılmasına neden olur.
Temiz su tesisatında ise duvar arkasında kalan boruların kalitesi hayati önem taşır. Sandviç panel kabinlerin içinde tesisat genellikle sıva üstü veya panellerin birleşim noktalarından gizlenerek çekilir. Burada PPRC (Polipropilen Rastgele Kopolimer) plastik borular kullanılmalıdır. Boruların ek yerlerinin kaynak makinesiyle kusursuz eritilerek birleştirilmesi, yüksek su basıncında patlama riskini sıfıra indirir. Kabin içindeki musluklar, taharet musluğu başlıkları ve vana gövdeleri ise kesinlikle plastik olmamalı, TSE belgeli krom kaplı pirinç malzemeden seçilmelidir. Plastik musluklar, kış aylarındaki hafif sıcaklık düşüşlerinde veya sert kullanıcı müdahalelerinde kolayca kırılarak kabin içini su basmasına neden olabilir.
12. Modüler Tuvalet Kabinlerinin Resmi Kurum İzinleri, İmar Kanunu ve Yasal Mevzuattaki Yeri Nedir?
Bir arsa, tarla veya ticari işletme bahçesine tuvalet kabini koymak isteyen alıcıların en çok tereddüt ettiği konulardan biri de yasal izinler ve İmar Kanunu karşısındaki durumlardır. Pek çok kişi modüler yapıların ruhsat gerektirip gerektirmediğini tam olarak bilememektedir.
Türkiye’deki 3194 sayılı İmar Kanunu’na göre, zemine kalıcı bir temel ile bağlanmayan, tescilli bir mimari projesi bulunmayan, tekerlekli veya monoblok şasi üzerinde duran seyyar yapılar genel olarak “sabit yapı” sınıfına girmezler. Bu durum, tuvalet kabinlerinin bir imar izni veya inşaat ruhsatı alınmadan sahaya konumlandırılabileceği anlamına gelir. Özellikle geçici şantiyelerde, yapı ruhsatının ekinde yer alan “şantiye binaları” kapsamında değerlendirildikleri için belediyelerden ayrıca bir tuvalet izni alınmasına gerek yoktur. Proje bittiğinde bu kabinler vinçle kaldırılıp götürülebildiği için imar kirliliğine yol açmadığı kabul edilir.






